Bir şiir yanaşır pencereme. Nefesim kesilir en derinden… Gözlerim… Gözlerim dalıp geçmişi yoklar. Üzgün semada mor bulutlar, Söz alır göğün gürültüsü. Kaçışır duvar dibinden karıncalar. Damla damla keder, Buram buram hasret soluklar. Yorgunum… Umudum omzumdaki en ağır yük. Solgunum… Derdim, küçük dağlardan büyük. Dayandım duvara çaresiz. Avucumun içi duvar izi, Parmak uçlarım boynu bükük. Bırakırım fakirin ekmeğini, olsun diye kırıntı Duvar dibi döküntü, mazi hep takıntı. Unutmak bilmekten yeğdir. Ben saf hasretim. Sahi vuslat nedir? Bugün ıssızım. Bir o kadar karanlık. Bekleme benden tatlı dil Çıkardıklarımı deliğine tık. Susuzum... Bırak yansın yüreğim. Ben, ben göz yaşımı da içerim. Umudum mu? Bırak yatsın toprağın bağrına, İhtiyacım olmayacak. Uyuşuk dizlerim yürümeye doyacak. Kararlar karanlıktan beter. Yüzümde soğuk iki üç damla ter. Bilmem, belki yağmur belki de göz yaşı, Ardına bakmadan beni terk eder. Kaynamaz olur ocakta aşım, Boynuma yük şu kara başım, Yabancı bana bu yaşım, Duvar bana ben duvara yoldaşım. Bugünden umudum yok, Yarınlarda buluşalım.
