Bugün, unutulmuşların peşinde bir sabah Ruhunda İstanbul’un soğuk elleri Uzatınca gövdesini kalabalığın kollarına Kaybolur adımları hatıralar arasında Gözlerine kaçan tuzlu deniz kokusu Vapura yetişmeye çalışan bir çocuk korkusu Minicik ayaklarında savrulan bayat yağmurlar Sırtına vuran içi boş, içi karanlık çantalar. Kavrulmuş teninde hasret pınarları çağlar Bıraksa, küçücük yüreği göğsünü parçalar. Her nefeste bir ömürlük yaşlanır. Terleyen eller titreyen dizleri ıslatır. Bugün, unutulmuşların esaretinde bir sabah. Maruf’un yollarına döşenmiş sivri taşlar Duvarlarında idamlık siyah-gri fotolar Beş-on liralık raf dolusu kitaplar Bugün, unutulmuşların gölgesinde bir sabah Akmar’ı görürdü düşünde, bir-iki liralık kitaplar arasında Kitabın değersizi olur muydu hiç? Hatıralar düşer miydi eskici tablalarına. Bugün, hatırlanmışların ışığında bir Sabiha. Derin ve soğuk, ıssız ve karanlık. Bükülmüş beli taşıyan su toplamış ayaklar. Son kez geriye bakan yorgun gözler.