Yazar arşivleri: ozguraktas
Kağıttan Gemiler
Usulca gözlerini kapattı önce. Ardından sol kulağının üzerine eğdi başını. Rüzgarın ıslığı saçlarını dansa kaldırınca, parıldayan tavşan dişleri utangaç bir hamleyle dudaklarının ardına saklandı. Az önce ağzında yuvarladığı üzüm tanesi sağ yanağını şişirmiş, iki damla ter yokuş aşağı yarışa başlamıştı. Elindeki mendille bu kıyasıya mücadeleye son verirken parmaklarının neden titrediğine anlam veremiyordu. Kapalı gözleri daha“Kağıttan Gemiler” yazısının devamını oku
Bir O Kadar
Sonsuzluğa açılan limanda, Binilen son gemidir ellerin. O kadar sessiz, bir o kadar narin… Gözlerin… Gözlerin; parıltılı deniz suyu. O kadar nefes kesici, Bir o kadar derin…
Dört Mevsim
Kimsesiz şehrin yorgun bekçisidir yüreğim. Dalgın sokak lambası tek vefalı dost… Derin nefesler en yakın şahidim. Siyah gecelerin, gölgesiz gündüzlerin, Tek misafiridir kar tanesi. Yüzüme hücum eder, Koparmak için tenimi. Buğulu gözlerim kısık, dişlerim titrek, Kulağımda rüzgârın sesi. Ve zihnimde eriyen koyu beyaz buzlar, Gözlerimde yaş olur taşar. Usulca terk eder zemheri, tahtını“Dört Mevsim” yazısının devamını oku
Duvar
Bir şiir yanaşır pencereme. Nefesim kesilir en derinden… Gözlerim… Gözlerim dalıp geçmişi yoklar. Üzgün semada mor bulutlar, Söz alır göğün gürültüsü. Kaçışır duvar dibinden karıncalar. Damla damla keder, Buram buram hasret soluklar. Yorgunum… Umudum omzumdaki en ağır yük. Solgunum… Derdim, küçük dağlardan büyük. Dayandım duvara çaresiz. Avucumun içi duvar izi, Parmak uçlarım boynu“Duvar” yazısının devamını oku
Dil’im Olsa
Böyle olmayı ben istemedim.İstedim değişmeyi, değişemedim… Kim olduğumu, neden doğduğumu hiç bilmedim. Tıpkı bir rüya gibi büfenin ortasında başladı ve birazdan soğuk, çamurlu kaldırımda son bulacak hayatım. Şimdi diğerleri nerede, bilemiyorum. Herkes gibi sussam da olurdu, susamıyorum. Çünkü ben konuşmazsam asla öğrenemeyeceksiniz… Büfedeki o sarsıntıyı çok iyi hatırlıyorum, midem bulanmıştı. Ama sarsıntıdan değil, büfeci ile“Dil’im Olsa” yazısının devamını oku
Kalem’e Kalem’le
Seninle ilk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun? Ben hatırlamıyorum. Lise miydi, yoksa ilkokul mu? Belki de hep vardın…Beni en iyi sen anlardın. Çok hata yaptım başından beri ve sen hep kurşun oldun hatalarımda. İlkokulun çocuksu aşklarında defalarca sildim seninle yazdım mektupları. Kalp şeklinde kesilen kağıtları seninle boyadım kömür karasına. Sonra büyüdük seninle beraber, büyümenin hata olduğunu“Kalem’e Kalem’le” yazısının devamını oku
İlham Perisi
Uzunca bir süre ne yazayım diye düşünürken yazının son teslim tarihi ilham perisinden daha önce geldi. Kalemi elime alınca dökülen kelimeler suyunu çekti. Beyaz defterler çöle döndü, baktığım her köşe seraba… Aha bu konuda yazayım dedim, daldırdım eleği kumlara doğru. Aktılar deliklerden dev bir kum saatini anımsatarak. Sürem doldu… Avuçlarımdan kayıp giden kumların tozu gözümü“İlham Perisi” yazısının devamını oku
Uçurtma İpi
Ben, ben uçurtma ipi. Karmaşık rüyalardan çay ocağındaki ıhlamur kokusuyla uyanalı tam on beş yıl oldu. Çarpışmanın etkisiyle sarsılmış ve dolaşmıştı bedenim asırlık ağacın en zayıf dalına. Tükenmeye yüz tutmuş yaprak kıpırtıları içimi ürpertiyordu. Buraya ait değilim ben. Oysa ne güzeldi önceki zamanım… Naftalin kokulu çekmece açılmış, içeri güneş ışığı hücum etmişti. Tonton parmaklı Şengül“Uçurtma İpi” yazısının devamını oku