Dört Mevsim

Kimsesiz şehrin yorgun bekçisidir yüreğim. Dalgın sokak lambası tek vefalı dost… Derin nefesler en yakın şahidim.   Siyah gecelerin, gölgesiz gündüzlerin, Tek misafiridir kar tanesi. Yüzüme hücum eder, Koparmak için tenimi. Buğulu gözlerim kısık, dişlerim titrek, Kulağımda rüzgârın sesi.   Ve zihnimde eriyen koyu beyaz buzlar, Gözlerimde yaş olur taşar. Usulca terk eder zemheri, tahtını“Dört Mevsim” yazısının devamını oku

Duvar

Bir şiir yanaşır pencereme. Nefesim kesilir en derinden…   Gözlerim… Gözlerim dalıp geçmişi yoklar. Üzgün semada mor bulutlar, Söz alır göğün gürültüsü. Kaçışır duvar dibinden karıncalar. Damla damla keder, Buram buram hasret soluklar.   Yorgunum… Umudum omzumdaki en ağır yük. Solgunum… Derdim, küçük dağlardan büyük. Dayandım duvara çaresiz. Avucumun içi duvar izi, Parmak uçlarım boynu“Duvar” yazısının devamını oku

Dil’im Olsa

Böyle olmayı ben istemedim.İstedim değişmeyi, değişemedim… Kim olduğumu, neden doğduğumu hiç bilmedim. Tıpkı bir rüya gibi büfenin ortasında başladı ve birazdan soğuk, çamurlu kaldırımda son bulacak hayatım. Şimdi diğerleri nerede, bilemiyorum. Herkes gibi sussam da olurdu, susamıyorum. Çünkü ben konuşmazsam asla öğrenemeyeceksiniz… Büfedeki o sarsıntıyı çok iyi hatırlıyorum, midem bulanmıştı. Ama sarsıntıdan değil, büfeci ile“Dil’im Olsa” yazısının devamını oku

Kalem’e Kalem’le

Seninle ilk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun? Ben hatırlamıyorum. Lise miydi, yoksa ilkokul mu? Belki de hep vardın…Beni en iyi sen anlardın. Çok hata yaptım başından beri ve sen hep kurşun oldun hatalarımda. İlkokulun çocuksu aşklarında defalarca sildim seninle yazdım mektupları. Kalp şeklinde kesilen kağıtları seninle boyadım kömür karasına. Sonra büyüdük seninle beraber, büyümenin hata olduğunu“Kalem’e Kalem’le” yazısının devamını oku