Susmak Çare midir?

Serin sulara hasret kalırken tenim Ağustos rüzgarları kavurur inadına Karınca misali peşindeyim bir damla suyun Ruhum gölgeni sayıklar karanlıkta Aç, susuz ve çaresiz… Nazım Hikmet şiirlerinde kaybolmak -özgürlük müdür? Susmak çare mi? Yoksa susuzluktan yapışmış dudaklarda, durmadan hırıldayan kurak boğazın -neticesi mi? Bir tutam hezeyan mıdır özgürlük? Kapayınca gözleri önüme gelen parmaklık Aydınlık arayan dolu“Susmak Çare midir?” yazısının devamını oku

Dil’im Olsa

Böyle olmayı ben istemedim.İstedim değişmeyi, değişemedim… Kim olduğumu, neden doğduğumu hiç bilmedim. Tıpkı bir rüya gibi büfenin ortasında başladı ve birazdan soğuk, çamurlu kaldırımda son bulacak hayatım. Şimdi diğerleri nerede, bilemiyorum. Herkes gibi sussam da olurdu, susamıyorum. Çünkü ben konuşmazsam asla öğrenemeyeceksiniz… Büfedeki o sarsıntıyı çok iyi hatırlıyorum, midem bulanmıştı. Ama sarsıntıdan değil, büfeci ile“Dil’im Olsa” yazısının devamını oku

Uçurtma İpi

Ben, ben uçurtma ipi. Karmaşık rüyalardan çay ocağındaki ıhlamur kokusuyla uyanalı tam on beş yıl oldu. Çarpışmanın etkisiyle sarsılmış ve dolaşmıştı bedenim asırlık ağacın en zayıf dalına. Tükenmeye yüz tutmuş yaprak kıpırtıları içimi ürpertiyordu. Buraya ait değilim ben. Oysa ne güzeldi önceki zamanım… Naftalin kokulu çekmece açılmış, içeri güneş ışığı hücum etmişti. Tonton parmaklı Şengül“Uçurtma İpi” yazısının devamını oku