Sabiha

Bugün, unutulmuşların peşinde bir sabah Ruhunda İstanbul’un soğuk elleri Uzatınca gövdesini kalabalığın kollarına Kaybolur adımları hatıralar arasında Gözlerine kaçan tuzlu deniz kokusu Vapura yetişmeye çalışan bir çocuk korkusu Minicik ayaklarında savrulan bayat yağmurlar Sırtına vuran içi boş, içi karanlık çantalar. Kavrulmuş teninde hasret pınarları çağlar Bıraksa, küçücük yüreği göğsünü parçalar. Her nefeste bir ömürlük yaşlanır.“Sabiha” yazısının devamını oku

Susmak Çare midir?

Serin sulara hasret kalırken tenim Ağustos rüzgarları kavurur inadına Karınca misali peşindeyim bir damla suyun Ruhum gölgeni sayıklar karanlıkta Aç, susuz ve çaresiz… Nazım Hikmet şiirlerinde kaybolmak -özgürlük müdür? Susmak çare mi? Yoksa susuzluktan yapışmış dudaklarda, durmadan hırıldayan kurak boğazın -neticesi mi? Bir tutam hezeyan mıdır özgürlük? Kapayınca gözleri önüme gelen parmaklık Aydınlık arayan dolu“Susmak Çare midir?” yazısının devamını oku